HALKA HİZMET HA...'s profileİSLAMIN YERİPhotosBlogListsMore ![]() | Help |
|
|
March 20 SEVGİLİ PEYGAMBERİMİZİN DOĞUM YIL DÖNÜMÜ![]() ![]() Peygamber Efendimizin Doğduğu Ev Alemlere Rahmet olarakgönderilen Peygamberimiz Hz. Muhammed(s.a.v.) Mekke?nin doğusunda (Şuubu Beni Haşim ve Zukak?ul Mevlid caddesinin Leyl çarşısındaki Darud-Tababia) arasındaki evde doğdu. Hacca gidenler bu evi de ziyaret etmektedirler. İçerisinde Efendimiz?in valideleri Hz. Amine Hatun?un elleriyle salladığı ağaç beşik, olduğu gibi durmaktadır. MEVLİD KANDİLİ NEDİR, BU GECE NASIL DUA EDİLİR?
Mevlid, doğum zamanı demektir. Mevlid gecesi, Rebiul-evvel ayının 11. ve 12. günleri arasındaki gecedir. Peygamber efendimizin doğum günü, bütün Müslümanların bayramıdır. Resulullah dünyaya gelince, amcası Ebu Leheb’in cariyesi Süveybe, (Kardeşin Abdullah’ın oğlu oldu) diyerek kendisine müjde getirince, sevinmişti. (Ona süt vermek şartı ile, seni azat ettim) demişti. Bunun için, Ebu Leheb’in, her mevlid gecesinde, azabı biraz hafiflemektedir. Mevlid gecesi sevinen, o geceye kıymet veren müminlerin pek çok sevap kazanacağı buradan da anlaşılmaktadır. Hafız Muhammed ibni Cezeri Şafii diyor ki: (Ebu Leheb rüyada görülüp, ne halde olduğu sorulduğunda, çok azap çekiyorum. Ancak, her yıl, Rebiul-evvel ayının 12. geceleri, azabım hafifliyor. Resulullah dünyaya gelince, müjde veren cariyemi sevincimden azat etmiştim. Bunun için, bu gecelerde azabım hafifliyor) dedi. Ebu Leheb gibi azgın bir kâfirin azabı hafifleyince, O yüce Peygamberin ümmetinden olan bir mümin, Onun doğduğu gece sevinir, malını uygun yerlere dağıtır, ziyafet verir, böylece, Peygamberine olan sevgisini gösterirse, Allahü teâlâ onu Cennetine sokar.) [M. Nasihat] Resulullah efendimiz, mevlid gecelerinde eshab-ı kirama ziyafet verir, dünyayı teşrifindeki ve çocukluk zamanındaki şeyleri anlatırdı. Hz. Ebu Bekir de, halife iken, eshab-ı kiramı toplar, Resulullah efendimizin dünyayı teşrifindeki olağanüstü hâlleri konuşurlardı. Bu gece, Resulullahın doğum zamanında görülen hâlleri, mucizeleri okumak, dinlemek, öğrenmek çok sevaptır. Bugün veya ertesi gün oruç tutmakta mahzur yoktur. Tutulması iyi olur, sevap olur. İslam âlimleri mevlid gecesine çok önem vermişlerdir. Hz. Mevlana, (Mevlid okunan yerden belalar gider) buyurmuştur. Mevlid gecesi, Kadir gecesinden sonra en kıymetli gecedir. Hatta, Mevlid gecesinin Kadir gecesinden de kıymetli olduğunu bildiren âlimler de vardır. El-mukni, el-miyar ve Tenvir-ül-kulub kitaplarında Mevlid gecesinin Kadir gecesinden kıymetli olduğu bildiriliyor. (Ed-dürer-ül-mesun) (Allahü teâlâ bir kimseye söz ve yazı sanatı ihsan ederse, Resulullahı övsün, düşmanlarını kötülesin) hadis-i şerifine uyularak, asırlardır mevlid kitapları yazılmış ve okunmuştur. Resulullah efendimizi öven çeşitli mevlid kasideleri vardır. Meşhur olan ve Türkiye’de her zaman okunan Mevlid kasidesini Süleyman Çelebi, 15. asırda yazmıştır. Bu kasidenin asr-ı saadetten sonra yazılması, bid’at olmasını gerektirmez. Çünkü Resulullahı övmek ibadettir. Her zaman Onu övücü kasideler, yazılar yazılabilir. Onları da okumak bid’at değil, sevap olur. Mevlid-i şerif okumak, Resulullahın dünyaya gelişini, miracını ve hayatını anlatmak, Onu hatırlamak, Onu övmek demektir. Her müminin Resulullahı çok sevmesi gerekir. Bu da zaten imanın gereğidir. Çok sevmek kâmil mümin olmanın da alametidir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Beni ana-baba, evlat ve herkesten daha çok sevmeyen, mümin olamaz.) [Buhari] (Bir şeyi çok seven, elbette onu çok anar.) [Deylemi] (Resulullahı seven de onu çok anar.) (Peygamberleri anmak, hatırlamak ibadettir.) [Deylemi] (Bu ibadeti, şiir olarak söylemek daha tesirli olur. Resulullah efendimizin şairleri, camide, Resulullahı öven ve kâfirleri kahreden şiirler okurlardı.) Bunlardan Hassan bin Sabit hazretlerinin şiirlerini çok beğenirdi. Resulullah sallallahü aleyhi ve sellem, mescide bu şair için bir minber koydurdu. Hassan bin Sabit hazretleri minbere çıkar, düşmanları kötüler, Resulullahı överdi. Resulullah efendimiz de buyurdu ki: (Hassanın sözleri, düşmanlara ok yarasından daha tesirlidir.) [M. Nasihat] Bu husustaki hadis-i şeriflerden ikisi de şöyle: (Allahü teâlâ, Resulünü övmek ve müdafaa etmek hususunda Hassanı, Ruh-ül-kuds [Cebrail aleyhisselam] ile takviye etmektedir.) [Buhari] Peygamber efendimiz, şairin söylediği şiiri beğenip (Dişlerin dökülmesin) diye dua etmiştir. (Hakim) Şiir hakkında hadis-i şeriflerden birkaçı da şöyle: (Şiir, öyle bir sözdür ki, güzeli daha güzel, çirkini daha çirkindir.) [Buhari] (Büyüleyici sözler gibi, hikmetli şiirler de vardır.) [Ebu Davud] (Bazı şiirler elbette apaçık bir hikmettir.) [Buhari] Vehhabiler, mezhepsizler, Resulullah efendimizi öven ve Ondan şefaat isteyen müslümanlara müşrik, yani puta tapan kâfir damgasını basıyorlar. Ülkemizde bunu açıkça söyleyemedikleri için, mevlide bid’at diyorlar. Resulullahı övmek bid’at olmaz. Bu övgüden ancak Allah’ı sevmeyen rahatsız olur. Çünkü Allahü teâlâ Onu övmektedir. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki: (Biz seni âlemlere rahmet olarak gönderdik.) [Enbiya 107] (Biz seni bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.) [Sebe, 28] (Senin için bitmeyen, sonsuz mükafat vardır. Elbette sen en büyük ahlak üzeresin) [Kalem 3-4] (Rabbin sana [çok nimet] verecek, sen de razı olacaksın!) [Duha 5] (Allah ve melekleri, Resule salevat getiriyor, iman edenler, siz de salevat getirin.) [Ahzab 56] Mevlidi, erkek kadın karışık olmadan, çalgı ve başka haram karıştırmadan, Allah rızası için okumak, salevat-ı şerife getirmek, tatlı şeyler yedirip içirmek, hayrat ve hasenat yapmak, böylece, o gecenin şükrünü yerine getirmek müstehabdır. (Ni’met-ül kübrâ, Hadika, M.Nasihat) Doğum gününe önem vermeyi hıristiyanlar, müslümanlardan öğrenip almışlardır. Mevlid okumanın kıymetli bir ibadet olduğunu bildirmek için İslam âlimleri çeşitli dillerde kitaplar yazmışlardır. Bunlardan on tanesi, Keşf-üz-zünunda bildirilmektedir. İbni Hacer-i Hiytemi hazretlerinin En-Nimet-ül-kübra isimli mevlid kitabı ile imam-ı Süyuti hazretlerinin Erreddü ala men enkere kıraetel mevlid-in-Nebi kitabı meşhurdur. Resulullah efendimizi çok övmek, mahlukların en üstünde olduğunu söylemek, Allahü teâlânın, sevgili Peygamberine verdiği üstünlükleri saymak ve Ondan şefaat istemek, büyük ibadettir. Buna karşı koymak, koyu bir cahillik, pek çirkin bir inattır. Resulullahı övmek, anmak lazım geldiğine delil olarak, Ahzab suresinin (Allah ve melekleri, Resule salevat getiriyor, iman edenler, siz de salevat getirin) mealindeki 56.âyet-i kerimesi yetmez mi? İslam âlimleri buyuruyor ki: Mevlid gecelerinde toplanarak, mevlid kasidesi okumak, tatlı şeyler yedirip içirmek, hayrat ve hasenat yapmak, böylece, o gecenin şükrünü yerine getirmek müstehaptır. Salihlere elbise ve benzeri hediye vermek, bu geceye hürmet etmek olur. Bunları Allah rızası için yapmak çok sevap olur. (İbni Battal maliki) Mevlid cemiyetinde, salihleri toplayıp, salevat okumak, fakirleri doyurmak, her zaman sevaptır. Fakat, bunlara çalgı gibi haram karıştırmak büyük günah olur. (Allame Zahirüddin bin Cafer) Mevlid cemiyetinde, sadaka, hediye vermek, neşe ve sevinç göstermek, haram karıştırmadan mevlid kasidesi okutmak çok sevap olur. (Allame Nasirüddin) Haram şeyler karıştırmadan mevlid cemiyeti yapmak müstehaptır. (S.ibni Mace şerhi) Pazarlık etmeden, sırf Allah rızası için hatim veya mevlid okuyan hafızın, okutanın verdiği hediyeyi alması caiz olur. Kur’an okuyup hediye almayı meslek haline getirmemelidir! Zira âdet haline gelen hediye, şart edilen ücret gibidir. (Dürr-ül muhtar) Ücretle okunan Kur’andan ölüye sevap hasıl olmaz. (Hidaye) EFENDİMİZ MUHAMMED MUSTAFA S.A.V DOĞDUĞU GÜN Putlar devrildi yüz üstü Efendimiz doğduğu gün Yıkıldı tağutun büstü Efendimiz doğduğu gün Hemen secdeye eğildi Ben peygamberim dedi Sünnet edilmiş görüldü Efendimiz doğduğu gün Kâinat nur ile doldu Şeytanlar sararıp soldu Çok garip olaylar oldu Efendimiz doğduğu gün Kurumuştu Save gölü Bin yıl yanan ateş söndü Kâfirler şaşkına döndü Efendimiz doğduğu gün Büyücüler âciz kaldı Sihrini yapamaz oldu Kisra’nın köşkü yıkıldı Efendimiz doğduğu gün March 19 BİR DESTANDIR ÇANAKKALE![]() ![]() "ANZAKLI ÖMER'İN HİKAYESİ"
1957 yılında İstanbul Tıp Fakültesi'nden mezun olup ihtisas yapmak üzere ABD'ye giden doktor Ömer Musluoğlu görev yaptığı hastahanede başından geçen çok enteresan bir hadiseyi şöyle anlatıyor:
Bir hastaya gittim. Yaşlıca bir adam. Tahminen yetmiş beş yaşlarında
tabii kendisi ile ingilizce konuşuyorum.
- Kan vereceğim kolunuzu açar mısınız?
Çünkü adamcağız kanser hastası olduğu halde üstelik kansızdı. Elimde kan
torbası da var tabii ki.. pazusunu açtım. Baktım pazusunda dövme şeklinde
bir Türk bayrağı var. Çok ilgimi çekti benim. Kendisine sormadan edemedim.
- Siz Türk müsünüz?
Kaşlarını yukarıya kaldırarak " Hayır "manasına işaret yaptı. Ama ben hala
merak ediyorum:
- Peki bu kolunuzdaki Türk bayrağı nedir?
"Aldırma işte öylesine bir şey dedi. Ben yine ısrarla dedim ki:
- Fakat benim için bu bayrak çok önemli. Dikkatimi çekti. Çünkü bu benim
milletimin bayrağı,benim bayrağım...
- Siz Türk müsünüz? - Evet Türk'üm....
- Yıl 1915. Sen hatırlamasın o yılları. Çanakkale diye bir yer var
Türkiye'de .orada savaşmak üzere bütün Hıristiyan devletlerden asker
topluyorlardı. Ben Anzak'tım Avustralya Anzaklarından ...
Avustralyalı Anzak ihtiyar anlatmaya devam ediyordu:
- Bizim yıkayan İngilizler,Türklere karşı topladığı askerlerin tamamını
Çanakkale'ye sevkediyorlarmış. Bizi gemilere doldurup Mısır'a getirdiler o
zaman . Mısır'da şöyle böyle birkaç ay talim gördük. Atış talimi . ondan
sonra da bizi alıp Çanakkale'ye getirdiler.
İhtiyarın ısrarına dayanamayıp yatakta oturmasına yardım ettim. Gözleri dolu
soluydu. Yüzüme bakarak dedi ki:
- Senin adın güzelmiş. Benim adım şimdiye kadar Mr. Josef Miller idi.
Şimdiden sonra "Anzaklı Ömer" olsun.
Peki doktor beni müslüman eder misin?Müslüman olmak zor mu ?
Şaşırdım. Nasıl da birdenbire Müslüman olmaya karar gelmişti. Meğer o
yaşa gelinceye kadar içten içe hep düşünüyormuş da kimseyle konuşamadığı
için ,soramadığı için konuşamıyormuş..
- Tabii dedim müslüman olmak çok kolay.
Sonra kendisine imanın ve İslamın şartlarını anlatırım. Kabul etti. Hem
kelime-i şahadet getiriliyor, hem de çocuklar gibi ağlıyordu.
Yaşlılık bir yandan,hastalık bir yandan b,ir de yıllardan beri içinde
kavuşmak isteyip de bilemediği için kavuşamadığı İslamiyet'e olan hasretin
sona ermesi bir yandan bu yaşlı gönlü duygulanmıştı. ...Mırıldandı:
- Siz müslümanlar tesbih çekersiniz bana da bir tesbih bulsan da ben de
yattığım yerden tesbih çekerek Allah'ımı ansam olur mu?
Hasta yatağında tesbih çekiyor,biz de gerektiğinde tedavisiyle
ilgileniyorduk. Fakat benim için o daha bir başkalamıştı. Müslüman olmuştu.
Bir gün yanına gittiğimde samimi bir şekilde rica ettim.
- Beni yalnız bırakma olur mu?
Kaç gün geçti tam hatırlamıyorum . hastanenin genel hoparlöründen bir
anons duydum. "Doktor Ömer! Lütfen 217 numaralı odaya gelin!"
Dedim ki içinden "Bizim Ömer amca galiba yolcu?"hemen yukarı çıktım.
Odasına vardığımda gördüğüm manzara aynen şöyleydi:
Hemen başucuna oturdum. Kendisine kelime-i şehadet söylettirdim. O
şekilde kucağımda teslim-i ruh etti....
Bir Çanakkale gazisi görmüştüm. Yıllar sonra da olsa Müslüman Türk
milletine olan sevgisi sayesinde kendisine iman nasip olmuştu. "SAĞ KOLUMU KAYBETTİM AMA SOL KOLUM VAR"
Seddülbahir ve Conkbayır'ın büyük kahramanlarından biride
Bombacı Mehmet Çavuş 'tu. Bu kahraman Anadolu çocuğu, İngilizlerin
siperlerimize fırlattığı el bombalarını korkusuzca hemen yakalar,karşı
tarafa fırlatır ve zararını kendilerine dokundururdu. İngilizler bunu
anlamış olacaklar ki bombaları bir kaç sayı saydıktan sonra fırlatarak
Mehmet Çavuş 'un iadesini önlemeye çalışmışlardı. İşte böyle bir bomba
Mehmet Çavuş 'un elinde patlayarak sağ elinin bileğinden kopmasına sebep
olmuştu. Bu yiğit delikanlı vazife şuuruyla hastahaneden tabur kumandanına
yazdığı mektupta şöyle diyordu:
![]() March 06 YAHUDİ VE HRİSTİYANLARI DOST EDİNMEYİN
'Allah katında din İslâm'dır.' (Âl-i imrân: 19) 'Ey iman edenler! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları dost edinmeyin.' (Mümtehine: 1)
'Şüphesiz ki
kâfirler sizin apaçık düşmanınızdır.' (Nisâ: 101)
![]()
March 02 ŞEHİTLER ÖLMEZ BU VATANDA BÖLÜNMEZ![]() ![]() ![]() Şehit Allah’ın huzurunda diri olarak hazır bulunup rızıklanacağı ve cennete gireceğine şehadet olunduğu için bu adı almıştır. Kur’an-ı Kerim’de şehitler hakkında şöyle buyurulur: “Allah yolunda öldürülenlere (şehitlere) ölüler demeyin. Bilakis onlar diridirler. Lakin siz onu anlayamazsınız.” (Bakara, 154) Müslümanları, düşmanlarına üstün kılan en mühim esaslardan biri "ölürsem şehidim, kalırsam gazi..." inancıdır. Bu durum, ayette "iki güzelden biri" şeklinde ifade edilmiştir. (Tevbe Sûresi, 52) Yani, mü'min için savaşta iki güzel neticeden biri vardır: Ya galip gelecek, ya şehit olacaktır Allah yolunda, dini, canı, malı, namus ve şerefi, vatan ve milleti uğrunda ölenlere şehit denir. Bu hususta Kur’an-ı Kerim’de Allah Teâlâ: “Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyiniz, onlar ölü değil, diridirler, fakat siz (o yüksek hayatın) farkında değilsiniz.” (Bakara, 154) buyurmaktadır. Peygamber Efendimiz (s.a.s.) de hadisi şeriflerinde; “Hiç kimse Cennet’e girdikten sonra bütün dünyaya sahip olsa bile tekrar dünyaya dönmek istemez, yalnız şehitler kendilerine verilen nimetler sebebiyle dünyaya dönüp on defa şehit olmayı arzu ederler. (Buhârî, Cihad, 6) “Şehitleri al kanları ile, kanlı elbiseleri ile gömünüz. Allah yolunda yaralananların damarlarından kan akar, onların rengi kan rengidir. Fakat kokusu misk kokusudur.” (Muvatta, 2-463) buyurmaktadır. Millî şairimiz Mehmet Akif Ersoy İstiklâl Marşı’nda: “Bastığın yerleri toprak diyerek geçme tanı Düşün, altındaki binlerce kefensiz yatanı Sen şehit oğlusun, incitme yazıktır atanı Verme dünyaları alsan da, bu Cennet vatanı” demiştir. Bunun için vatanı sevmek, gerektiğinde vatanımızı düşmandan korumak için savaşmak ve bu uğurda canımızı seve seve vermek kutsal bir görevdir. Vatanını seven, toprağını işler, yollarını yapar, ormanlarını korur, camiler, okullar, hastahaneler yapar, göğe yükselen minarelerin yanında fabrika bacalarını da yükseltir. Böylece hem manevî hem de maddî kalkınmayı birlikte gerçekleştirir. Yurdunu seven, milletine hizmet etmeyi şerefli bir görev bilir. Sevgili Peygamberimiz; “İnsanların hayırlısı, insanlara faydalı olandır.” (Müslim, c. 2, s. 45) buyurmuştur. ![]() Büyük şairlerimizden Yahya Kemal, ordumuz ve milletimiz için ne güzel söylemiştir: “Şu kopan fırtına Türk ordusudur Ya Rabb Senin uğrunda ölen ordu, bu ordudur Ya Rabb Ta ki yükselsin ezanlarla müeyyed namın Galip et, çünkü bu son ordusudur İslâm’ın.” ![]() ![]() ![]() " Bu vatanın ekmeğini yiyip de ihanet eden, ekmeği yediği elden elbet kurşunu da yiyecektir "
BU GÜNÜNE KADAR GELMİŞ GEÇMİŞ ALLAH RIZASI İÇİN VATANI MİLLETİ İÇİN NAMUSU ŞEREFİ İÇİN EZANI MUHAMMED İÇİN ŞEHİTLİK ŞERBETİNİ İÇMİŞ TÜM ŞEHİTLERİMİZİ ALLAH RAHMET EYLESİN RABBİM BİZLEREDE ŞEHİTLİK ŞERBETİNDEN İÇMEK NASİP ETSİN TÜM ŞEHİTLERİMİZ İÇİN 1 FATİHA 3 İHLASI ŞERİF OKUYALIM ALLAH RIZASI İÇİN |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|